Teknobu

Kuzgun Acar Çığlıkla Taşlarını Yontan Modern Heykeltıraşımız 2021

Kuzgun Acar Çığlıkla Taşlarını Yontan Modern Heykeltıraşımız 2021

Kuzgun Acar Çığlıkla Taşlarını Yontan Modern Heykeltıraşımız 2021

Kuzgun Acar Taşlarını Yontan Modern Heykeltıraşımız

Kuzgun Acar Çığlıkla Taşların Yontulması…

Kuzgun Acar 20. asrın ürettiği fevkalâde sanatçılardan biridir Kuzgun Acar. Bir heykeltıraş olacağını bilmeden yaşadığı ilk yıllarının ardından yurt içi ve yurt dışında heykel dalında prestijli ödüller kazanır. Bir dönemin Unkapanı’nda, Ankara’sında onun eserleri boy gösterir. Dahası da var; o, yonttuğu taşların, yaptığı heykellerin altında hep bir çığlık saklar. Bunu belirtmekten de çekinmez: ‘’Yaptığım her yontuda mutlaka bir çığlık vardır.’’ Peki nedir bu çığlık? Nasıl bir aile yaşantısı vardır? Eserlerine daha sonra ne olur? Okudukça zenginleşeceğiniz bir yaşam öyküsü sizleri bekliyor. Görsellerde Acar’ın çalışmalarını da görebilirsiniz.

Heykeltıraş, 28 Şubat 1928’de İstanbul’da dünyaya gelir. Habeşistan kökenli olduğu düşünülen Ayşe Zehra Hanım annesi, ihtişamlı yaşamına değin ailesine sırtını dönen Nazmi Acar babasıdır.

20 yaşına ayak bastığı 1948 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi heykeltıraş bölümüne girer. Burada büyük Alman heykeltıraş Rudolf Belling’in öğrencisi olur. Daha ilk öğrencilik yıllarından itibaren soyut çalışmalara yönelen Acar, ömrü boyunca bu yaklaşıma sadık kalır. Heykelleri için gereken malzemeleri de çoğu kez hurdacılardaki metal malzemelerden sağlar.

Bu Yazımızda Okuyun :   İNEGÖL DE ŞEHİT 2021

Ailesi, anne babasıyla alakadar çeşitli söylentiler vardır. Bunların hangisi doğru bilemesek de hepsinin ortak noktası şudur: baba Nazmi Acar şatafatlı, gösterişli bir hayat sürerken sanatçı annesiyle beraber yokluk içinde büyür. Uzun müddet oğlunu kendi nüfusuna almayı kabul etmeyen baba Nazmi Acar ve yaşamak için çeşitli işlerde çalışan, en sonunda alkole sığınıp Bakırköy’de tedavi gören anne Ayşe Zehra Hanım onun ailesidir. Sanatçı bu yıllarına dair şunları aktarır: ”İlginçti aslında yaşamımız. Babam çok olanaklıydı, ama tavırlıydı bize karşı.

Ben üç yaşındayken ayrılmışlar. Ben bir işçi ananın çocuğu olarak büyüdüm. Zaten hep otomobil halı yıkadım. Mencusat ustabaşılığı yaptım. Belki de hâlâ süre gelen hırçınlığım bundan geliyor.’’Bu sarsıntılı yılların, mezuniyet ve iflasının ardından Kuzgun için yeni bir devir başlar. Bu yeni devri sanatçı şu cümlelerle ifade eder: “Önce ben bilmiyordum heykeltıraş falan olacağımı.

Bilemezdim de çünkü hep Michelangelolar var zannediyordum yeryüzünde. Onlarla da aşık atamayacağımı biliyordum.

Kuzgun Acar Çığlıkla

Ama o kadar çok seviyordum ki, bir özel uğraş olarak yapabilir miyim diye girdim Akademi’ye. Orada Zühtü Müridoğlu, Hadi Bara diye iki tane kocaman ustanın kocaman yüreğiyle karşılaştım.”

Bu Yazımızda Okuyun :   Şifrelerinizi Böyle Çalıyorlar : İşte Detaylar
4 Beğen